Merhaba; bu site kişisel bir sitedir. Kendi düşünsel harmanımdan süzülenler bu sitede yer almaktadır. Hayat duruşumla ortaya çıkan özneller benim üretimlerimdir.
Güneşin doğuşu ve günün bitişiyle veya dünyanın kendi etrafında döngüsüyle ortaya çıkan zaman kavramı hayat olgularımızı yaratıyor. Hayat pınarından damıtarak ve tatlar bırakarak ilerleyen yaşam başka pınarlarla yaşam kaynaklarıyla birleştiği zaman döngüsünde paylaşım ortaya çıkıyor.

Çağıldayan bir ırmağı düşünün önüne kattığı ne varsa yıkıyor ama geride zengin alüvyonlar bırakıyor. Yıktığı yerde yaşam döngüsünü kırıyor ve değiştiriyor. Demek ki kolektif de adı verilen bu çağıldama yaratılması gereken bir gerçeklik gibi önümüzde duruyor..
Son zamanlarda dikkat edin, onlarca barajın beton bentleriyle boyunlarına kement atılalı beri, hızları da kesilmiştir, hevesleri de ırmakların. Durgun akan bir Fırat'a, bir Dicle'ye dönen yaşamlarla karşıyayız. Biriken büyük göl alanlarının sakinleştirici kucağında, ne nazlı nazlı akışlarından eser kalmıştır artık nede haykırışlarından.. “Şu Fırat’ın suyu, akar serindir / yarimi götürdü anam, kanlı zalimdir” şeklinde akıp giden mısralardan türküye yansıyan hava, her yıl azgınca can alan girdaplarıyla ünlü Fırat karşısındaki, şu şimdilerde unutulmaya yüz tutan çaresizliğin sesidir aslında. Yine, “Çarşamba’yı sel aldı / bir yar sevdim el aldı” türküsü de, Karadenizlinin uzun yıllar boyunca azgın sularıyla cebelleştiği derelerin hışmından ne kadar etkilendiğini gözler önüne sermektedir.
Irmaklara bentler yapan, onu dizginleyen anlayış yüreklerimizdeki ırmaklara da set vurmak istemektedir..
Ne dersiniz.. |